Şirket Kurmadan Önce Bilinmesi Gereken Muhasebe Gerçekleri
Bir iş fikrinin olgunlaşması, marka isminin bulunması ve nihayet şirket kurma aşamasına gelmek girişimciler için son derece heyecan verici bir süreçtir. Çoğu yatırımcı bu aşamada satış, pazarlama, müşteri bulma ve ürün geliştirme gibi konulara odaklanır. Ancak işin arka planında sessiz ama belirleyici bir alan vardır: muhasebe.
Muhasebe genellikle “sonradan halledilir” ya da “şirket kurulduktan sonra bakarız” denilen bir konudur. Oysa gerçek şu ki, şirketin ilk gününden itibaren atılan muhasebe adımları, ileride yaşayacağınız pek çok sorunun da temelini oluşturur. Bu yazıda, şirket kurmadan önce bilinmesi gereken muhasebe gerçeklerini, korkutmadan ama net şekilde ele alacağız.
Türkiye’de en sık kurulan şirket türleri şahıs şirketi, limited şirket ve anonim şirkettir. Her birinin muhasebe yükümlülükleri, maliyetleri ve riskleri birbirinden farklıdır.
Şahıs şirketleri, düşük kuruluş maliyeti ve hızlı kurulumu nedeniyle ilk kez girişim yapanlar için cazip görünür. Ancak burada sık yapılan bir hata vardır: muhasebenin “çok basit” sanılması.
Bilmeniz gerekenler:
Gelir vergisi artan oranlıdır; kazanç arttıkça vergi yükü ciddi şekilde yükselir.
Kişisel harcamalarla şirket harcamaları kolayca karışabilir.
Düzenli kayıt tutulmazsa, yıl sonunda beklenmedik vergi borçları çıkabilir.
Sermaye şirketleri daha kurumsal bir yapı sunar ancak muhasebe açısından daha fazla sorumluluk getirir:
Aylık KDV, muhtasar, SGK gibi beyanların düzenli verilmesi gerekir.
Ortaklar ile şirket arasındaki para hareketleri mutlaka kayıt altına alınmalıdır.
Defter ve belge düzeni daha sıkı kurallara tabidir.
Burada önemli nokta şudur: şirket türü sadece bugünkü ihtiyaca göre değil, gelecek 2–3 yılın hedeflerine göre seçilmelidir. Yanlış şirket türü seçimi, ileride hem vergi hem de muhasebe açısından ciddi maliyetler doğurabilir.
Vergi konusu, yeni girişimcilerin en çok zorlandığı alanlardan biridir. Çoğu sorun bilgi eksikliğinden değil, yanlış varsayımlardan kaynaklanır.
En sık karşılaşılan hatalardan biri budur. Şirketin kazanç elde etmemesi, beyanname verilmediği anlamına gelmez.
Örnek senaryo:
Yeni kurulan bir şirket ilk 3 ay satış yapmaz. Ancak KDV ve muhtasar beyannameleri verilmediği için her ay usulsüzlük cezası oluşur. 6 ay sonra şirket kâr etmemiş olsa bile ciddi bir ceza yüküyle karşılaşır.
“Bu harcamayı da gider yazarız” yaklaşımı, ileride ciddi vergi riskleri doğurur.
Şirketle ilgisi olmayan harcamaların gider yazılması
Belgesiz giderlerin kayıtlara alınması
Yanlış KDV oranlarının kullanılması
Bu tür hatalar genellikle ilk vergi incelemesinde veya izaha davette ortaya çıkar.
Kârlı görünen pek çok işletmenin kapanma nedeni aslında zarar değil, nakit yönetimi eksikliğidir.
Muhasebe kayıtları düzgün tutulmadığında şu tablo sıkça yaşanır:
Satışlar yapılmıştır, faturalar kesilmiştir.
Vergi doğmuştur.
Ancak tahsilat henüz yapılmamıştır.
Sonuç: Vergi ödeme zamanı geldiğinde kasada para yoktur.
Gerçek kâr/zarar durumunun net görülmesi
Vergi planlamasının önceden yapılabilmesi
Banka, yatırımcı ve kredi süreçlerinde güvenilir mali tablolar
Muhasebe sadece “defter tutmak” değil, işletmenin finansal sağlığını sürekli izlemektir.
Birçok girişimci muhasebeciyle ancak sorun yaşadıktan sonra yakın çalışmaya başlar. O noktada ise genellikle yapılabilecekler sınırlıdır.
Geriye dönük düzeltme beyannameleri
Birikmiş vergi cezaları ve faizler
Yanlış kuruluş ve şirket yapısı nedeniyle ek maliyetler
Unutulmaması gereken önemli bir gerçek vardır: Muhasebe sorunları çoğu zaman oluştuğu anda fark edilmez, sonuçları aylar sonra ortaya çıkar.
Kuruluş aşamasında doğru yönlendirme almak:
Şirket türünün doğru seçilmesini
Vergi yükünün öngörülebilir olmasını
İşe odaklanmanızı
sağlar.
Şirket kurmak bir başlangıçtır; onu sürdürülebilir kılan ise doğru finansal ve muhasebesel altyapıdır. İyi bir iş fikri, doğru planlama ile desteklenmediğinde zamanla görünmeyen riskler üretmeye başlar. Bu riskler genellikle ilk aylarda değil, iş büyümeye başladığında ortaya çıkar.
Vergi yükünün öngörülememesi, nakit akışının sağlıklı izlenememesi ya da yanlış şirket yapısı nedeniyle yapılan düzeltmeler; girişimcinin enerjisini işini büyütmekten çok sorun çözmeye harcamasına neden olur. Oysa baştan doğru kurgulanan bir muhasebe yapısı, işletme sahibine netlik, öngörü ve güven sağlar.
Şirketini sağlam temeller üzerine kurmak isteyen girişimciler için en kritik nokta şudur: Muhasebe, sadece defter tutulan bir alan değil; işin yönünü belirleyen, kararları destekleyen ve büyümeyi güvenli hale getiren stratejik bir unsurdur.
Bu nedenle doğru başlangıç, her zaman doğru muhasebe bakış açısıyla yapılır.
9 kişi görüntüledi